Yeni yayımlanan makalemde şu rahatsız edici sorunun peşine düştüm: Kadınların ilişkisel, bağlamsal ve bakım odaklı düşünme biçimleri neden uzun yıllar boyunca “daha düşük gelişim düzeyi” “iyileştirilmesi gereken bir durum” olarak değerlendirildi? LOGOS: Philosophical Counseling and Practices dergisinin Cilt 1, Sayı 2 sayısında yayımlanan çalışmamda, Carol Gilligan’ın modern gelişim psikolojisine yönelttiği köklü eleştiriyi felsefi ve psikolojik boyutlarıyla tartışıyorum. Makalede ele alınan bazı sorular: “Olgunluk” neden bağımsızlıkla özdeşleştirildi? İlişkileri sürdürme ve ilişkide kalma kapasitesi neden gelişimsel bir başarı sayılmadı? Kohlberg’in ahlak gelişimi modeli gerçekten evrensel mi, yoksa belirli bir tarihsel öznenin normu mu? Psikolojinin “iyileşme” anlayışı, kadınları fark ettirmeden erkek normuna yaklaştıran bir asimilasyon projesine dönüşmüş olabilir mi? Bu çalışma, yalnızca kadın psikolojisi üzerine değil; insan anlayışımızın hangi varsayımlar üzerine kurulduğu üzerine bir sorgulama niteliği taşıyor. Makale: Healing Women by Masculinizing Them: The Hidden Project of Modern Psychology? Mustafa Çevik LOGOS: Philosophical Counseling and Practices, 1(2), 111–123 (2026) Dergi sayfası .
Açık erişim bağlantısı:
https://philocop.com/index.php/pub/article/view/5/10 Okuduktan sonra şu soruyu birlikte tartışmak isterim: Sizce olgunluk; bağımsızlık mı, ilişkisel sorumluluk mu, yoksa ikisini birlikte taşıyabilme kapasitesi mi?